Çay Tarımın Geleceği ve Ekolojik Gübre Kulllanımının Önemi

Değerli arkadaşlar,

Uzun süredir, çeşitli nedenlerden ötürü bloguma yazı giremiyordum.Bugün bir arkadaşımla çay tarımının geleceği  ve oganik gübre hakkında konuşurken bu konuyu yazma ihtiyacı hissetim.

Öncelikle, Doğu Karadeniz bölgesinde, bugün çay tarımın geldiği noktayı, sosyal ve ekonomik denge üzerindeki önemli rolünun tespitini yaparak yazımıza başlayalım.

Doğu Karadeniz Bölgesi ülkezin önemli endrüstriyel  ve sanayi üretim kaynaklarından biri olan çay’in üretildiği  yerdir.Başta Rize ili olmakla birlikte, Artvin, Trabzon ,ve Giresun ilerinin belli bölgelerinde sürdürülen çay tarımı bölgenin gerek siyasi gerekse ekonomik yapısını teşkil eden , ülkenizin en önemli  sanayi üretim faliyetlerin başında gelmektedir.Bölgede üretitilen yıllık yaklaşık 1,2 milyan ton hammdenin (yaş çay) yaklaşık %52’sının KİT (Kamu İktisadi Teşebbüsü) kuruluşu olan ÇAYKUR tarafından işlenmekte,geri kalan %48 kısım ise, bölgede özel sermaye ile kurulu özel şirket (özel sektör) tarafından işlenip endristriyel ürün haline getirilmektedir.Bu oran her geçen yıl  özel sermaye lehine artmakta, dolaysıyla, devletin çay edrüstrisnden  zamanla elini çekebilceği yani ÇAYKUR’un özelleştirilmesi  gerçeği ortaya çıkmaktadır.Bunun dışında çay’ın Doğu Karadeniz Bölgesi’sinde alternatifi olmayan bir sanayi ürünü olması dolayısıyla, sosyal ve ekonomomik hayatın düzenlenmesi yönünde önemli bir rolü bulunduğundan , bu açıdan bakınca ÇAYKUR’un özelleştirilmesinin uzak bir ihtimal olduğu düşünülebilir.Bütün bunlara rahmen Doğu Karadeniz’de,çay’a alternatif olabilcek birçok ürün denemesi yapıldığı  örneğin, kivi yetiştiriciliği, sevia kültür denemeleri , bunun dışında, likapa (yaban mersini) üretim denemleri , bütün bunlar çay tarımına bir alternatif arandığının birer göstergesi olabilir.Kısaca özetlemek gerekirse tüm bu çalışmalar, çay  tarımına iyi  bir alternatif bulunmak süreteyle , sosyal ve ekonomik dengeler yeniden kurup ÇAYKUR’un özelleştirilmesinin yolunun açılmasını sağlamaktır.

Bütün bu gelişmelerin yanında, bölgedeki çay tarımını yakından ilgilendiren kuşkusuz bir çok  gelişme de yaşanmaktadır.Bunlardan ilki, çay ekili arazilarinin yeniden ruhsatlandırılması , yüzey yüzöçum oranlarının izdüşüm yüzölçüm oranlarınları ile değiştrilmesidir.Daha açık ifade etmek gerekirse, mevcut ruhsatlı çay bahçelerinin büyük çoğunluğu engebelli alanlarda bulunduğu , eğimin %30 civarında olduğu, hatta eğimin %50 düzeylerine kadar vardığı düşünülerse, yüzey yüzölçüm eğime bağımlı bir değişken olduğundan yeni ruhsatlarda izdüşüm yüzölçüm temel alındığında eğim arttıkça yüz ölçümden kaynaklanan  kayıplar yaşanacak, dolaysıyla Çaykur’un ruhsatlı arazilarden aldığı  hammadde rekoltesi (yaş çay) azaltılarak devletin çay söktöründeki etkinliği kademeli olarak azlatılacaktır.Bu durumda toplam ürün rekoltesinde ciddi azalmalar olacağı aşikardır.İkinci hatta en önemli faktör , organik üretime teşvik ve akabinde , kademeli olarak organik üretime geçiş süreci.Bir biyolog olarak organik ve ekolojik üretimi desteklediğimi belirterek yazıma devam etmek istiyorum.1985 lerden itibaren, çay üretim endrüstrisinin özel sektöre açılmasıyla  birkte ,  çayın bölge için önemi  daha da artmış, yeni tarımsal alanlar kazanmak adına, tam anlamı ile ekolojik katliam başlamış, bölgenin ekolojik dengesini bozan ilk yeni çay tarımı yapacak alanların açılmasına hız verilmiş oldu.Bunun yanında daha fazla ürün almak ve metrekare başına verimi artırmak için ,acımasızca ve biliçizce yapılan  gübreleme  , toprağın ekolojik dengesi bozulmuş, topraklarımızın verimden düşmesine, tuzlanmasına, su tutma kapasitesinin düşmesi sonucunda heylanlara erezyon ve toprak kayıplarına , yer altı ver yer üstü su havzalarının kirlenmenmesine, hatta ve hatta yapılan son araştırmarmalara göre kanser vakalarının artışlarına yol açmıştır.Bütun bunlar, ülkezde olduğu gibi dünyada da benzer sorunlar ortaya çıkarmış, son yıllarda sürdürülebilir tarım ve ekolojik yaşam için organik  tarım faliyetlerine hiz verilmiştir.Dünya besin örgütünün de destekledği bir etkinlik olarak , ekolojik yaşam için organik üretim faliyetleri, yenilenebilir  ve sürüdürelebilir tarımsal faliyetlerinin devamı için vazgeçilmez bir süreç haline gelmiştir.Kuşkusuz, bölgemiz içinde önemli bir sorun olan  bozulan ekolojik yaşamin tekrardan tesis edilmesi, sorunu önemli bir gündem maddesi haline gelmiştir.Çay tarımının tamamen organik hale getirilmesi , ciddi rekolte düşüklüğüne sebep olacağından kullanılan kimyasal gübrenin alternatifleri aranmaya başlanmıştır.İlk ciddi denemleri yapan Yedi Tepe Ünivestesinden bir ekip 2012 yılından bu yan bölgemizde ciddi saha çalışmları yapmakta ve yapmış oldukları çalışmları kasım 2013 te Rize Çaykur Genel Müdürlüğü  de bir sempozyumla tüm dünya tanıtmışlardır.Sempozyumdan çıkan karar  özetle, organik  yatırıma verilecek desteğin giderek artması, bölge de  çay tarımının organik  gübrelemeyle sürüdürülmesinin önemi vurgulanmıştır.Çay tarımı için araştırmacılrın yaptıkları organik sulu ve kopost gübreler tanıtılmıtır.Bütün bunların dışında çay tarımı için organik solucan gübrelerinin de kullanılabilceği ile ilgili çalışmlar sürdürlmekte, henüz bu konuda kesin alınmış bir netice bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlar, bugun bölgemiz  ve ülkemiz için oldukça önemli olan çay tarımını ele alıp enine boyuna  yazmaya çalıştık.Kuşkuz atladığım yada yanlış düşündüğümü düşenen arkadaşlarımız olacaktır.Fikirlerinizi ve eleştirilerinizi yorum bölümünde paylaşabilirsiniz.Bir yazımızn daha sonuna geldik, bir başka yazımızda görüşmek dileğiyle…

Esen kalın…

lazbiyolog

Neden Organik Tarım

Günümüzün hızla sanayileşen toplumlarının beraberinde  getirdikleri en önemli sorun, ekolojik dengenin bozulması nedeniyle sürdürülebilir tarımsal üretimin kesintiye uğraması  dünya besin krizinin  ortaya çıkmasıdır.Ekolojik dengenin bozulaması sonucu ortaya çıkan iklim değişikleri nedeyle son yıllarda dünya nufusunun önemli bir kısmı açlık tehlikesiyle karşı karşıyadır.Sürekli ve hızlı nufus artışı  düzensiz şehirleşme ve sanayileşme gelecekte ekolajik dengenin bozulması  hayatın devamı için gerekli olan besin zincirini ve sürüdürülebir tarım politikasını tehdit etmektedir.İnsanoğlunun son yüzyılda doğaya verdiği zararın boyutları inanılmaz ölçüde çoktur.Artan nufusu beslemek için açılan tarım alanları  ekolajik dengeyi bozarak ekolajik sistemlerin yaşam alalarını daraltmış özellikle fosil yakıtların hayatımıza girdiği 1900  li yıllarının başından günümüze tam bir doğal katliam yaşanmış onbinlerce bitki ve hayvanın nesili tükenme ile karşı karşıya kalmış ve binlercenisn soyu tükenmiştir.Ayrıca daha fazla ürün almak için yapılan bilinçsiz aşırı gübreleme toplarağın tuzlanmasına ve çoraklaşmasna neden olup toprakları verimsiz hale getirmiştir.Günümüzün  en önemli sorunu küresel ısınmanın en büyük nedeni olan karbon salınmımın kontrol altına alınmasıdır.

İşte bütün bu sorunlarla baş etmek toprağı ve doğayı korumak çevre ile dengede sürdürlebilir tarım yapmak için dünya tarım örgütü tarafından da desteklen Organik Tarım uygulamarına hız verilmeli, tarımsal üretimde kalite ve güvenin tesisi içim her bireyin imkanlar ölçüsünde organik tarımı desteklemesi ,organik tarım ürünlerini kulllanması zorunludur.Yaşabilir dünya için hepimiz ele vermeli gelecek nesillere yaşanabilir çevre bırakmak için çalışmalıyız.

sebzeler

bahçemde yetiştirdiğim salatalıklarResim 1722 Resim 1723 Resim 1724

KOKULU SİYAH ÜZÜM, İZABELLA ÜZÜMÜ (VİTİS LABRUSCA L.)

kokulu kara üzüm

vitis labrusca

Doğu Karadeniz Bölgemiz (kuzey Doğu Anadolu) bitki çeşiği (flora) ve hayvan çeşitliği (fuana) açısından oldukça zengindir.Bölgemizin  subtropikal kuşak etkisinde olması, yüksek dağların,sık bitki örtüsünun etkisiyle lokal olarak coğrafi yönden gerek biyolojik gerekse fiziksel izole bölgesi oluşturması sonucunda zengin tür çeşitliğinin oluşmasına önemli derecede etken olmuştur.Özellikle bölgemize özgü endemik türlerin oluşması işte bu coğrafi ve devamında oluşan biyolojik izalosyonun sonucudur.Burda türlerin kökene, oluşmasına girmeyip,sadece vitis labrusca’yı mümkun olduğunca anlaşılır, özgün bir anlatımla anlatmaya çalışacağim.Türlerin oluşumu ile ile ilgili detaylı bilimsel bir çalışmamı daha sonra yine burdan yayınlayacağim.Şimdi konuyu daha fazla dağıtmadan asıl kononumuz olan vitis labrusca ‘yı tanıtmaya başlayalım.

Bu yazımızda sizlere bölgemiz için önemli bir tür olan vitis labrusca’yı özgün anlatımla ele alıp, fazla bilimsel ve biyolojik terimlere girmeden genel özellikleri, tarımı ,çoğaltılması , sağlık ve tıbbı kullanımları bilimsel  anlaşılır ve özgün bir dil kullanarak anlatmaya çalışacağim. Kısacası çalışmamız bir derleme şeklinde sunulacaktır.

Doğu Karadeniz Bölgesi üzüm çeşitliği yönünden bir gen havuzu niteliğinde olup, yemeklik şaraplık üzümleri ile dünyaca meşhur varyeteleri (alt tür) leri bulundurmaktadır.Ne yazik ki, bu gün ulusal değerlerimiz olan bu türlermizin soyu tükenmekle karşı karşiyadır.Bölgemizdeki üzüm çeşitlerinin sistematiği (sınıflandırılması ve bilimsel isimlendirilmesi) henüz tam anlamıyla tam olarak yapılmış değildir.Üzülerek söylememeliyim ki, bölgemizde yapılan bilimsel araştırmalar çok sınırlı olup hala geleneksel olarak tarımı yapılan yemeklik ve şaraplık üzümlerimizin birçok varyetesi (alt tür) henüz bilim dünyasından habersizdır.

Fiziksel Özellikleri;

Kokulu siyah üzüm yaprak döken, sarılıcı gövdeye sahip ,15 metre ye kadar yükselebilen ve ve oldukça hızlı büyüme ve gelişme gösteren üzüm türleri içinde mantar hastalıklarına en dirençli bir bitkidir.Bölgemizde ortalama 1600 metre rakıma kadar yayılış göstermektedir.Ancak soğuğa karşı oldukça duyarlı olduğundan 700 metre rakıma kadar iyi adaptasyon (uyum) gösterir.Mayıs-Temmuz aylarında çiçek açan bitkimiz,Eylül-Ekim sonlarında meyvaları olgunlaşır.Çiçekleri hermafrodit (erdişi) olup tozlaşma böcekler ve arılar tarafından yapılır.Genellikle toprak seçmemekle birlikte kalkerli drenaji iyi toprakları tercih eder.Kendine has kokosu ve tadı bulunan meyvaları oldukça yüksek oranda şeker ihtiva eder.Olgun meyvaları ortalama %6 ile %16 arasında glikoz içerir.Bu yüzden şeker hastalarının aşırı tüketmesi tavsiye edilmez.Sarılıcı gövdeleriyle yakınlarında bulunan çalı yada ağaçlara tutunarak yaşamaya çalılşır.Bölgemizde en çok kızılağaç üstünde görülmektediir.

Yenilebiir ve Kulllanılabilir Kısımları ;

Kuru ve yaş olarak tüketilebir.Özellikle hasat mevsimi sonunda kurutulup kış aylarında vücudun yüksek oranda enerji ihtiyacını karşılamak için tüketilir.Ayrıca, pekmez, marmelat ve reçel yapılmak  suretiyle uzun vadeli değerlendirilmesi de mümkündür.Taze yaprakları sarma ve dolma yapmak için geleneksel türk mutfağında önemli yer tutar.

Tarımı, Üretilmesi ve Çoğaltılması;

Kokulu kara üzüm, nem yönünden zengin derin ve iyi havalanmış toprakları tercih eder.En iyi büyüme ve gelişme (vegetatif ve generatif büyüme ) kalkerli topraklarda sağlanır.Meyvaların olgunlaşması için yarı yada tam güneş ışığına ihtiyaç duyar.Yani bitkimiz hem iyi güneş alan hemde yarı gölgelik alanlarda büyüme ve gelişim gösterebillir, iyi verim verebilir.Bitkinin genç filizleri ilk baharın geç döneminde yapan aşırı soğuk ve don olaylarında olumsuz etkilenir.Bakım ve budaması bitkinin uyku halinin sürdüğü kış aylarında yapılmalıdır.Aksi taktirde baharda yapılan budamalarda damlama adı verilen aşırı su kaybı ve mantar enfeksiyonlarına karşı aşırı duyarlılığı söz konusu olduğundan bitkimizin kuruması ve dolayısıyla ölmesi kaçınılmaz olur.

Üretme ve çoğaltma genellikle çelikleme (vegatatif) yöntemle yapılmaktadır.Bitkinin yan dalllarından büyüme noktası bulunun genç kısımlarından alınan çelikler toprağa sabitlenmesiyle olur.Çelikleme birebir kopyasını oluşturmak olduğundan iyi verim veren  ekonomik öneme sahip varyete(alt tür) lerin çoğaltılmasında  önemli yer tutar.Bir başka üretme yöntemi tohumla(generatif) çoğaltmadır.Tohumla çoğaltmada dikkat edilmesi gereken husus tohumların belli bir süre( 6 hafta olması tavsiye edilir) soğukta tutulmak suretiyle çimlenme kabiliyetlerinin artırılması ve ardından kışı toprakta geçirecek şekilde ekilmesidir.Takip eden baharda çimlenen filizler seyrekleştirilerek ayrı kap yada poşetlere alınır ve bir yıl boyunuca burda büyümesi sağlanır.Bir yılın sonunda , yerli ırklardan alınan aşı kalemleri ile aşılanmasıyla  çoğaltma işlemi yapılır.Çeşitliliğin  oluşması açınsıdan tohumla çoğaltma çeliklemeye tercih edilir, fakat zor, zahmetli zaman alan bir süreç  olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

Tıbbı kullanımı ve faydaları;

Başta astım olmak üzre solumum yolu enfeksiyonlarında , akciğerdeki nem oranını artırak solunuma yardımıcı olur.Kandaki nitrik asit seviyesini düşürerek kanın pıhtılaşmasını önler  ve bu yolla kalp krizi riskini önemli ölçüde azaltır.Ayrıca üzümde bulunan antioksidanlar damarları tıkayan LDL kollesterolun (kötü kolllestrol) yükseltgenmesini önler.Sabahları aç karına içilen üzüm suyu baş ve migren ağrılarından korur.İçerdiği zengin organik asitler,şeker ve selüloz sayesinde Laksatif (kabızlık giderici) özelliği vardır.Bu nedenle yaşlı ve kronik konstipasyon (kabızlık) rahatsızlığı çeken hastalarda yardımıcı tıp alanında Fito terapi (bitkisel tedavi ) olarak sıklıkla kullanılır.Karın ve bağırsak sistemini güçlendirerek kronik konstipasyonu (kabızlık) önler.İçerdiği zengin nişasta ve organik maddeler sayesinde sindirim sistemi rahatsızlıkları olanlar için şiddetle tavsiye edilir.Zengin demir içeriği nedeniyle hemoglobin (kana kırmızı rengini veren özel bir protein )  sentezini artırarak alyuvarların daha fazla oksijen depolamasına yardımıcı olur.Bu şekilde halsızlık yorgunluk ve bitkinlik şikayetlerinin önemli ölçüde azaltılmasına yardımıcı olur. Ürik asidin asitlik seviyesini düşürerek asidin vucuttan atılmasına yardımcı olur.Böylece böbreklere gelen baskıyı önemli ölçüde azaltarak üriner (böbrek ) sistemin korunmasına yardımcı olur.Yapılan son araştırmalar üzümün meme kanseri riskini önemli ölçüde azalttığı tespit edilmiştir.Üzümde bulunan antioksidanların serbest radikallerle savaşarak alzheimer hastalarında  amiloidal beta polipeptitlerin ( alzheimer hastalığının teşhisinde bakılan kanda bulunan özel bir protein )  seviyesini düşürdüğü ortaya çıkmıştır.Ayrıca yine içeriğindeki zengin antioksidanlar sayesinde sinir sistemi harabiyetlerini önlediği tespit edilmiştir.İçeriğindeki zengin flavonoidler göz ve görme kayıplarını önlemede yardımcı olur.Yapılan son bilimsel çalışmalar  üzümün kanserden koruyan ve kanser riskini önemli ölçüde azaltan bir bitki olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır.

Değerli okuyucular, bir yazımızın daha sonuna geldik, genel olarak fazla bilimsel ve teknik terimlere girmeden buna karşı bilimsellikten uzaklaşmadan her kesimden herkesin rahatlıkla anlayabileceği ve faydalanabileceği,etkili ve anlaşılır bir dil kullanmaya özen gösterdim, lakin anlaşılmayan hususlar yada anlatımını yanlış yaptığımı düşündüğünüz kısımlar varsa yorum bölümünden paylaşabirsiniz.Bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle.. esen kalın…

Saygılarımla…

lazbiyolog

Yararlanılan kaynaklar;

http://agriculturejournals.cz/publicFiles/02864.pdf

http://www.pfaf.org/user/Plant.aspx?LatinName=Vitis+labrusca

http://www.organicfacts.net/health-benefits/fruit/health-benefits-of-grapes.html

Doğu Karadeniz Şifalı Bitkiler,Laz Hurması

LAZ HURMASI,CENNET ELMASI,JAPON ELMASI

hurmaBu yazımızda fazla teknik ve bilimsel terimlere girmeden bitkimizin  genel özelliklerinden ve sağlık açısından yararlarını bir biyolog bakış açısıyla değerlendireceğim..Başta bölgemiz Doğu Karadeniz  olmak üzre Akdeniz ve Ege sahillerinde yetiştiriciliği yapılan ve önemli bir gelir kaynağı olan sağlık , şifa kaynağı olan  bölgesel adları değişmekle birlikte genel olarak Cennet elması olarak isimlendirilen Ebenaceae familyasından (abanozgiller) Diospyros kaki’ yi tanıtacağim.Bu çalışmam tamamen bilimsel araştırmalara dayanmakta olup çeşitli yabancı kaynaklardan derlediğim bilgileri siz değerli okuyucularıma mümkun olduğunca anlaşılır bir dil kullanarak anlatmaya çalıştım.

Familya ; Ebenaceae            Tür ; Diospyros kaki

Bitkimizi önce kısaca bir tanıyalım. Diospyros kaki,uzak doğu kökenli, tropikal ağaç formunda, odunsu bir bitkidir.Dünya üzerinde çok geniş yayılış alanına sahip olmakla birklite orjini Çin dir.Japonyadan Amerika’ya kadar dağılışı olan  birçok varyate(alttür) bulunur.Ülkemizde yaşan , tarımı yapılan ve  sağlık için oldukça faydalı, şifalı olan , lezzetli , bol sulu türü Diospyros kaki (Laz hurması,cennet elması) dır.

Genel ve Fiziksel özellkleri ;

Cennet elması, 6-15 metre kadar boylanabilen çoklu yada tekli gövdeye sahip odunsu form da  belli dönemlerde yapraklarını döken bir türdür.Yapraklarını dökme esnasında bitkinin farklı bölgelerindeki yapraklar farklı renkler aldığından peyzaj mimarlığında süs bitkisi olarak kullanır.Dalları çok kırılgan olup rüzgar ve fırtınaya karşı çok hassastır.

Cennet elması, güneş ışığının iyi aldığı , hava hareketinin bitkinin gelişimine zarar vermeyecek  makul ölçüde olan korunaklı bölgeleri havalandırması iyi olan toprakları tercih eder.Toprak tuzluğuna karşı geniş törelansı vardır.Ph’ı 6,5-7,5 arasında olan topraklarda rahat bir şekilde gelişimini sürdürebilir.Organik materyalden zengin toprakları tercih eder.Genelde rakımı düşük bölgelerde 0-500 metre arasında yayılış gösterir.

Mart ayında çiçek açan bitkimiz, erkek ve dişi çiçekleri genellikle farklı ağaçlarda bulur.Fakat, nadirende olsa aynı ağaç üstünde farklı dallarda ve bölgelerde bulunabir.Bu yüzden tarımı yapılırken erkek ve dişi çiçekleri taşıyan ağaçları yan yana yakın dikmeli ve tozlaşmaya yardımcı  olmalıyız.

Kültürü ve çoğaltma metodları;

Çoğaltma, kök sürgünü, tohumla yada yabani bitkinin evcil  türle aşılanmasıyla yapılır.

Tibbi Kullanım alanları ve faydaları;

Tıbbı amaçla kullanılan kısımları farklık gösterir.Meyveleri, yaprakları, çiçekleri, tohumları ve ağaç kabukları farklı şekillerde ve durumlarda tıbbı amaç için kullanılanılabilir.

Meyveleri ;kan basıncını düşürür, öksürüğü keser, damar sertliğini önler (arteria Skleroz).Olgunlaşmamış ham meyvaları içerdiği yüksek miktarda iyodin nedeniyle Guatr hastalığının tedavisinde önemli rol oynar.Yapılan son araştırmalarda bu bitkinin yapraklarının  kan basıncını düşürdüğü, kanamayı önlediği tespit edilmiştir.Ayrıca  kanı temizlediği, damar sertliğini önlediği, bağırsağın yağlanmasını engellediği bir bilimsel araştırma ile ortaya çıkarılmıştır.Sakinleştirici ve yatıştırıcı özelliği dolaysıyla son zamanlarda psikiyatrik vakalarda Fito terapi( bitkisel tedavi) yönteminde sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır.Gerginliği ve stresi önlediği gibi depresyonu önleme gibi bir fonkisiyonu da vardır.Sindirim sisteminden dolaşım sistemine kadar bir çok sistem rahatsızlıklarının tedavisinde önemli bir yere sahiptir.Dalağı güçlendirir, diare(ihsal) ve hemoroid (basur) tedavisinde sıklıkla kullanılır.Çiçekleri kızamık tedavisinde , ağaç kabuklarından yapılan kür ise yanık tedavisinde yardımıcı tıp alanında önemli yere sahiptir.İçerdiği zengin C ve B vitanleri sayesinde depresyonu önler,serbet radikallere karşı savaşan güçlü antioksidana sahiptir.

İmmun (bağışıklık) sistemin güçlendirilmesi ve kemoterapi amaçlı kullanımı vardır.Uzak doğu ülkelerinde geleneksel olarak kanser tedavisinde kullanıldığına dair yayınlar vardır.Özellikle  olgun meyvelerin içerdiği suda çözülebilir ekstraktı  bağışıklık sistemin güçlendirilmesinde önemli yere sahiptir.

Böylece, bir yazımızn daha sonuna geldik.Bir sonraki yazımızda Vitis Labrusca (kokulu siyah üzüm, kara üzüm) yı özgün ve anlaşılır bir dille anlatmaya çalışacağim.Okuyan herkese  yararlı olması dileğiyle..

Saygılaımla,

lazbiyolog

Kaynaklar;

http://www.pfaf.org/user/plant.aspx?latinname=Diospyros+kaki

http://www.worldagroforestrycentre.org/sea/products/afdbases/af/asp/SpeciesInfo.asp?SpID=18048

http://www.crfg.org/pubs/ff/persimmon.html

http://www.hort.purdue.edu/newcrop/morton/japanese_persimmon.html

Karayemiş,Taflan

karayemişBu yazımızda sizlere Doğu Karadeniz Bölgemizde sıKARAYEMİŞklıkla kendiliğinden yetişen az da olsa tarımı yapılan ,sağlık, eczacılık,ve kozmetik sektöründe önemli yeri olan halk arasında Karayemiş, Karamış, Taflan, Laz-Gürcü Üzümü diye farklı bölgesel isimlendirmeleri olan Laurocerasus officinalis,(sinonimi Prunus lauroceraus ) i tanıtacağim.Detaylı bilgi için ingilizce ve tükçe Wiki adreslerine bakabirsiniz..http://en.wikipedia.org/wiki/Prunus_laurocerasus, http://tr.wikipedia.org/wiki/Karayemiş

Fiziksel özellikleri;

Laurocerasus officinalis  ortalam boyu 6-10 metre arasında olan her dem yeşil (yaprak dökmeyen) park ve pahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen odunsu bir bitkidir.Çiçeklenme dönemi Nisan-Haziran  ayları olup, meyva olgunlaşması Eylül ayında başlar.Çiçekleri hermafrodit (dişi ve erkek üreme organları aynı çiçek üzerinde) olup çiçeklerin döllenmesi arılar ve lepidoptera takımına mensup kelebekler tarafından yapılır.Her tür toprakta yetişebildiği halde, genelde iyi havalanmış hafif kumlu bol humuslu ve nemli toprakları tercih eder.PH aralığı çok geniş olup bazik, nötral ve asidik karakterli topraklarda gelişimini sürdürür.Ayrıca ışık yönünüden çok fazla tolere gösterir..Orman altında az ışık alan bölgelerde yaşabilceği gibi yarı gölgelik ve tam ışık alan bölgelerde de yaşayabilir.Kuvvetli rüzgarlara karşı dayanaklı olduğu gibi atmosferik kirliliğe  karşı da törelansı vardır.

Yenilebir ve kullanılabir kısımları;

Mevye kısımları olgunlaştıkan sonra çiğ veya pişirilerek yenebildiği gibi marmelat yada pekmezi yapılmak süretiyle değerlendirilmesi mümkündur.Ayrıca tam olgunluğa erişen meyveların kurutulmasıyla kış için yüksek enerji kaynağı gida maddesi olarak düşülmesi mümkündur.Birçok  varyete( alt tür) mevcut olup Camellia folia varyatesin kocaman meyveleri vardır.Bazı kaynaklar özellikle ham meyvelerinin zehirli olabilabilceğinden bahsetmektedir.Bitkinin hemen hemen her kısmı karakteristik tadını veren Hidrojen siyanid içermektedir.Özellikle yaprakları ve tohumları bu maddde (hidrojen siyanid) dolayısıyla zehirli olabilmekte, yüksek oranda tüketilemesi sonucunda toksik etkiye  neden olarak zehirlenmelere sebep olabilir.Az miktarda alınan hidrojen siyanid solumu uyarır, sindirime yardımıcı olur,hatta kanser tedavisinde geneksel olarak kullanıbillir.Aşırı miktarda tüketilen tohumları ve yaprakları ani solumum durmalarına yol açarak ölümlere neden olabilir.

Tıbbı Kullanım Alanları ;

Antispazmaodik (spazm çözücü), narkotik (uyuşturucu)  Ophthalmic (göz için  ) ve sedatif(rahatlatıcı) olarak kullanılabir.

Taze yaprakları içerdiği drog(etken madde,hidrojen siyanid) nedeniyle spam çözücü, uyuşturucu ve rahatlatıcıdır.Öksürük,boğmaca, astım gibi üst solumu yolu enfeksiyonlarında yaprakaları drog olarak kullanmak mümkündür.Ayrıca iştahsızlık ve sindireme yardımcı olur. Harici olarak kullanılan (yaprakalarının soğuk suyla ekstre edilmesi)  droglar göz enfeksiyonlarında antiseptik olarak kullanılır.Maksimum derecede tıbbı yarar elde etmek için yaprakalarının hasat edilme zamanı ile ilgili farklı görüşler olmakla birkte,genellikle taze iken toplanması ve kurutulması öngörülmektedir.

Bir yazımızın  daha sonuna geldik,genel  olarak fazla biyolojik ve biyokimyasal terimlere girmeden herkesin anlayabilceği bir uslupla yazmaya çalıştım.Lakin anlaşılmayan, merak ettğiniz sorular olursa yorum kısmında paylaşabirsiniz.Makalenin tümünü yada belli kısmlarımlarını kaynak göstermek koşuluyla paylaşabir, kendi blogunuzda yayınlayabirsiniz.Bir sonraki yazımızda Diospyros kaki (japon elması ,Trabzon hurması,Laz hurması ) özgün anlatımla ele almaya çalışacağim.Esen kalın..

Not;Makalenin anlatımı tamamen bana ait olup bazı kısımları yabancı dilden çeviridır.Resimler http://www.agaclar.net/forum/karadeniz-bolgesi/4951.htm ve http://gallery.nen.gov.uk/asset67109_696-.html den alıntıdır.Okuyan herkese yararlı olması dileğiyle..

Saygılarımla,

lazbiyolog